Dışarıda Glütensiz Beslenmek
Glutensiz Bilgiler

Glütensiz Beslendiğimden Beri Dışarıda Neler Yiyorum?

22 Şubat 2019

Glütensiz beslenme serüvenine başladığımda en çok endişelendiğim konulardan biri de dışarıda yemek yemek konusuydu. Çünkü tam zamanlı olarak çalıştığımdan günün en az bir öğününü dışarıda yemek yiyerek geçiriyorum… (Bu arada bu fotoğraf Gaziantep’teki meşhur İmam Çağdaş’tan… İtiraf etmeliyim ki glütensiz beslenmek beni en çok Gaziantep’te zorladı. Sağım baklava solum katmerdi malum… :)) Neyse gelelim esas konumuza…

İlk zamanlar ben de hepiniz gibi bu duruma alışmakta zorluk çektim. Kendimi ilk kez dışarıda yemeğe çıkmış gibi hissediyor ve ne yemem ne yememem gerektiğini uzun uzun düşünüyordum. Özellikle çevremdeki insanlarla yemeğe çıktığımda inanılmaz huzursuz oluyordum. Çünkü dakikalarca menüyü inceliyor, yemeklerin içindekileri kafamda canlandırıyor ve glüten olup olmayacağını tahmin etmeye çalışıyordum. Çok çıkmazda kaldığımda da garsondan bilgi alıyordum. Peki şimdi nasıl gidiyor, bu sürece nasıl alıştım ve dışarıda neler yiyorum? Benim gibi beslenenlere fikir olabilmesi adına detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağım.

Dışarıda Glütensiz Beslenmeye Alışma Süreci

Glütensiz beslenmeye başladığımda ilk zamanlarda sanki dışarıda hiçbir şey yiyemeyecekmişim gibi hissediyordum ve bu beni çok korkutuyordu. Ancak bir süre sonra bu duruma tamamen adapte oldum ve öğle yemeklerinden işe hafif bir şekilde döndüğümden kendimi çok daha iyi hissetmeye başladım. Dışarıda yemek yiyecekseniz dikkat etmeniz gereken noktalar şunlar:

  • Menülerde genelde parantez içinde o yemeğin içindekiler yazıyor. Öncelikle bu kısmı dikkatlice okuyun.
  • İçindekileri dikkatlice incelediniz ancak hala emin olamıyorsanız muhakkak restauranttaki yetkili birinden o yemeğin içindekilerle ilgili detaylı bilgi alın. Yetkili birinden diyorum çünkü maalesef garsonlar menüye yeterince hakim olmayabiliyorlar.
  • Menülerde direkt olarak elemeniz gereken bazı yiyecekler var elbette. Bunlar; schnitzel, nugget, çıtır tavuk gibi dışında galeta unu bulunan yiyecekler, beğendili menüler (kebap gibi), köfte (dilerseniz köftede un kullanıp kullanmadıklarını sorarak köfte tüketedebilirsiniz.), makarna, noodle, bulgur pilavı, beşamel soslu yiyecekler, pizza, hamburger vs.
  • “Eee şimdi geriye ne kaldı?” dediğinizi duyar gibiyim. 🙂 Şimdi geriye kalanlara gelin birlikte bakalım!

Dışarıda Neler Yiyorum?

Haftanın en az 5 günü muhakkak dışarıda yemek yiyorum. Bu yüzden glütensiz olarak yiyebileceğim ne varsa sanırım hepsini denedim. Bu yazıyı size ilham verebilmesi adına hazırladım. Çünkü maalesef glütensiz beslenmek çoğu insanın sosyal hayatını da olumsuz yönde etkiliyor. Pek çok insandan -özellikle çölyak hastası pek çok insandan- yemeğini yanında taşıdığını, arkadaşlarıyla birlikte bir restaurantta oturup yemek yemekten çekindiklerini ve kendilerini huzursuz hissetiklerini duyuyorum. Evet glütensiz beslenmek kolay değil ancak kendimize hayatı bu denli zorlaştıracak kadar da zor değil, kabul edelim. Ben arkadaşlarımla dışarıda buluşacağımda hiçbir zaman mekan konusunda onları darlamadım. Çünkü bu biraz bencilce bir davranış olabilir. Bir restaurantta yemek için bulduğum mutlaka en az 1 seçenek oluyor. Bunlar neler mi?

  • Dışarıda içinde buğday ya da çıtır tavuk gibi glütenli bir besin olmayan tüm salata seçeneklerini tüketiyorum. En sevdiklerim ve doyurucu bulduklarım; ton balıklı salata, hellim peynirli salata, pancarlı salata, ızgara tavuklu salata.
  • Dışarıda kahvaltı etmeyi çok seviyorum. Öğle yemeklerimde de sık sık kahvaltı ediyorum. Her restaurantın kahvaltı seçeneği zaten bulunuyor. Bunun için yanımda mutlaka birkaç dilim ekmek bulunduruyorum. Bazen sadece omlet ya da menemen söylediğim de oluyor.
  • Son postumda da paylaştığım avakadolu grain bowl tarzı kaselerden sıklıkla tüketiyorum. Özellikle artık pek çok yerde kinoalı, karabuğdaylı bu tarz kaseler hazırlanıyor.
  • Zeytinyağlı tüketmeyi çok seviyorum. Zeytinyağlı fasulye, biber dolması, yaprak sarması, ıspanak, barbunya, börülce salatası, enginar, kereviz gibi zeytinyağlılar hem çok hafif hem de çok doyurucu öğünler oluyor.
  • Güvendiğim restoranlarda ev yemeği de tüketebiliyorum. Ancak direkt olarak, içine glüten girmediğinden emin olduğum yemeklere yöneliyorum. Örneğin; ıspanak yemeği, karnabahar yemeği, nohut, pirinç pilavı, karnıyarık, yeşil mercimek yemeği gibi yemekler.
  • Bir de menüsünde glütensiz seçenekler bulunan mekanlar var. Ben onlara glütensiz mekanlar da diyorum… 🙂 Ara ara sizlere de öneride bulunuyorum zaten, biliyorsunuz. Bu mekanlarda glütensiz makarnadan pizzaya özlediğim pek çok lezzeti bulabiliyorum. Dolayısıyla kendimi ödüllendirmek için arada sırada özellikle bu mekanlara gidiyorum.
  • Ve balık, et, tavuk… Tabii bunların da her türlüsü değil. Örneğin; hamsi için genelde mısır unu ve buğday unu karıştırılarak kullanılıyor. Bu yüzden riske girmemek için dışarıda hamsi tüketmiyorum. Çıtır tavuk, schnitzel gibi dışında galeta unu bulunan tavukları tüketmiyorum. Eti köfte olarak tüketmiyorum gibi. Balık olarak genellikle somon, levrek ve mevsimine uygun diğer balıkları tüketiyorum. Eti daha çok kavurma olarak tüketiyorum. Tavuğu ise ızgara olarak. “Izgaradan çapraz bulaşma olmaz mı?” diyeceğinizi biliyorum. Açıkçası ızgara yediğimde şimdiye kadar bir sıkıntı yaşamadım. İntoleransı olanlar bence bu konuda biraz daha rahat davranabilirler.

Beslenme konusu çok önemli elbette ama bunun için yaşamı çekilmez bir hale getirmemek gerek. Beden sağlığı kadar ruh sağlığı da son derece önemli. Çok fazla takıntı ve pinpirik yapmadan dışarıda da yemek yiyebilirsiniz. Aksi halde sosyal yaşantınız sekteye uğrayabilir ve bunun sonucunda daha büyük psikolojik hastalıklara maruz kalabilirsiniz. Bu yüzden kontrolü elden bırakmadığınız sürece dilediğiniz zaman dilediğiniz yerde kendinize uygun bir şeyler bulabilirsiniz. 🙂

Peki siz dışarıda neler yiyorsunuz, neler yemiyorsunuz? Sizin deneyimlerinizi de çok merak ediyorum. Ayrıca dışarıda yemek yemekle ilgili sormak istediklerinizi de yorum bölümünden yazabilirsiniz.

2 Comments

  • Reply
    Ege Onur ASLAN
    4 Temmuz 2020 at 03:20

    Merhaba 89 doğumlu biri olarak çölyak rahatsızlığım teşhis edileli 2 hafta oluyor ve teşhis edilmeden önce hayatımın büyük bir bölümünü fast food oluşturuyordu. Evet -du , artık öyle bir lükse sahip olmadığımı biliyorum. Üzülüyor muyum ? Ehhh işte yani… Yıllarca teşhis konulmadan o kadar yememe rağmen kilo alamayan bir adam oldum daima bezgin sinirli çabuk yorulan kolay rahatsızlanan kusma nöbetleri yaşayan biriydim. Ve işin komik tarafı hiçbir dahiliye doktorunun aklına çölyak gelmedi oysa alanen belliymiş. Açıklanamayan demir eksikliği oma mutabık karaciğer enzimlerimde tuhaflık tiroit hormonlarının yüksek çıkması vs vs… Nasıl beslenmek gerektiğini diyetisyenim dile getirmiş olsada sizler gibi bu rahatsızlığı yaşayanların benim gibi sudan çıkmış balığa dönen arkadaşlara verdiği tüyolar çok önemli. Şahsım adına teşekkür ederim. Severek takip edeceğim bir sayfa daha kazanmış olmanın verdiği mutlulukla yorumumu noktalıyorum 🙂

    • Reply
      Tuğçe Arpacı
      5 Temmuz 2020 at 09:42

      Merhabalar, çok geçmiş olsun öncelikle. Kesinlikle ilk öğrenildiğinde “sudan çıkmış balık” durumu oluyor. Ben de aynı zorlukları yaşadığım için aynı durumda olanlara bir nebze de olsa yardımcı olabilmek beni çok mutlu ediyor. Çok teşekkür ederim. Instagram sayfamı da takip edebilirsiniz, çok daha aktif bilgiler ve tarifler yer alıyor. 🙂 Sevgiler!

Leave a Reply